MEHCUR KİTAP
İnsanoğlu'nun dünya serüveninde Rahman'a yönlendiren, yol işaretlerinin toplandığı rabbani kılavuzun adıdır, Kur'an Yaratıcının rızası ekseninde bir yaşamı gerçekleştirme projesidir Allah'ın insana yönelik sözü olan Kur'an; aynı zamanda Rabbi Rahimimizin rahmet sağanağıdır.
Alem-i ervahta gerçekleşen elest bezminde Rableri ile sözleşmeleri olan kullara dünyada söze sadakati sürdürmeleri, ihanete düşmemeleri için devrededir Kur'an.Kur'an göklere, dağlara ve yeryüzüne inmedi İnsana indi, İndi ki, insan da onu hayatına indirsin. Zihninde saklı tutmasın; yaşamına yaysın, pratiğine yansıtsın diye Cebrail (as) vahyi Hayy olandan hayat süren insana taşıdı. İnsana düşense onu hayata taşımaktır. Amaç bu yolla insanın onu hayatta tutup, hayata dönüşünü tamamlamasıdır. Buradan hareketle Alayi illiyyine yol bulmaktır. Gökten yeryüzüne vahyin inişi tamamlandı; ancak insandan hayata vahin iniş süreci devam ediyor. Bugün de ayetlerin hayatımıza inzalini yaşıyoruz.
Kur'an'ın çağrısı bir diriliş çağrısıdır, ancak ona icabet edenler diridir.Kitabın bilgisine sahip olmak yetmiyor, o bilgiyi hayatlaştırmak gerekiyor.Hayattan koparılan Kuran, Kur'an'dan koparılan hayat garibdir. Kur'an'ın yaşadığı bu gurbeti, hayatın sürüklendiği bu sefaleti yine Kur'an'a dönüşle aşabilmemiz mümkündür. Aksi taktirde Kur'an'ın ve Rasulün tazirine maruz kalırız:
Peygamber dedi ki: "Ey Rabbim! Doğrusu kavmim bu Kur'an'ı terk edilmiş bıraktılar." (Furkan-30)
Hafızamızda tuttuğumuz ayetler, hayatımızda tutunamıyorsa, bunun nedenini yaşamımızdaki tutarsızlıklarda aramak lazım.Kur'an'ı kutsayarak hayatın dışında tutma gafletini sonlandırmadan yol almamız mümkün değildir. Çözüm üretememenin, çözülmenin önüne geçememenin, çürümenin toplumsallaşmasının temelinde bu vardır. Kendimizi Kitaba açtıkça, vahiy merkezli açılımlar gecikmeyecektir.
Okuya geldiğimiz Kitabla yüzleşebilme cesaretini gösterebilmeliyiz, artık Kur'an'dan kopuş sürecinin arka-planına inmemiz gerekiyor. Ne türden zihinsel dönüşümlere maruz kaldık? Zaaflarımız, önyargılarımız, saplantılarımız, şartlanmışlıklarımız vahye yönelik soğuklukları nasıl besledi?Yürüyen Kur'an olması gereken bizler, neden bu kadar durgun ve donuk? Neden duyarsız kaldık?
Safiyetler ve samimiyetler bozuldu. Yeni kuşakların beslenme kaynakları bulanıklaştı. Grek felsefesi ve mantığı, Pers efsaneleri ve düşünce biçimi, Ehl-i Kitap israiliyatı Hıristiyan mistisizmi, Batı rasyonalizmi, Batılın tortuları İslam düşüncesine musallat oldu. Kaynaklardaki bulanıklık, zihinsel dönüşümü ve tezebzübü hazırladı İdeolojik savrulmalar, seküler saplantılar birbirini izledi.
Böylesi bir anaforda hazlarımız, hırslarımız, hızlarımız, hevâmız hala vahyin havasını solumamızı erteliyorsa, çetin bir hesaba doğru sürükleniyoruz demektir.Kur'an'la doğrulanmayan bilgi, ilahi kelamla barışık olmayan akıl, ayetlerle test edilmeyen tasavvur, tecrübe, gelenek çelişkiler yumağıdır.
Vahiyle açılmayan zihin, Kur'an'la titremeyen yürek, zikirle ıslanmayan göz, ayetlerle arınmayan nefis, teheccüdle bölünmeyen uyku yük olmaktan başka bir şey değildir.Zihinlerin ve sayfaların içinde sıkışıp kalan Kitabı alıp, hayatın seyir çizgisini belirleyecek, yaşama anlam ve ruh katacak bir konuma taşımak gerekiyor. Kitabın kapalı sayfalarını açık tutmak, okunur kılmak, yaşanır kılmak, Kur'an'ın harekete geçmesi, hayata intikali ve müdahil olması... Bizim de yürüyen Kur'an'a eşlik etmemiz, unutulan, unutturulan vahyi gündemleştirmek, vahye dayalı bir önderlik ve örneklik, Kur'an çıkışlı bir tanıklık bizi bekliyor.
Vahiy dışı kuşatmaların labirentlerinde insanoğlu ruhunu ve nurunu arıyor. Derin bunalımlar içinde kıvranan insanlık tutunacak sağlam bir kulpa ihtiyaç duyuyor. Arayış içinde olan insanların elleri boşlukta kalmamalı. Gökten salınmış sağlam ip, Kur'an'dır. Soğuk dünyaların yalnızlığında, kimsesizleşen insanlar vahyin sıcak soluğu ile Sahibine dönebilmeliler.
Mutlak doğrunun karartıldığı, vahye rağmenciliğin kutsandığı bir çağda yaşıyoruz. Zannın, kizbin, hevanın, bağyin alkışlandığı bir dünya. Bu süreçte Kur'an'ın gölgesine sığınmanın ve onun işaret ettiği hedefe yürümenin önemi öne çıkıyor.Ancak sorun bunun nasıl gerçekleşeceğidir? Hayati soru; yürüyen Kur'an olabilecek miyiz?
Yıllarca Kur'an'ı anlamak, ecir kazanmak için tefsir okumalarımız oldu Rivayet, dirayet hatta işâri tefsir taramalarında ciddi mesafeler alındı. Sakın ola ki, tefsir okumalarımız, sohbet halkalarımız bizi oyalıyor olmasın! Bunca yoğunluklu okumalardan sonra hayatımız Kur'an'ın tefsiri olabiliyor mu? Tercüman-ül Kur'an olmak gibi bir sorumluluk altında değil miyiz? Varoluşumuz, duruşumuz, yürüyüşümüz ayet-ayet, sure-sure vahyin yansıması olarak belirginleşmesi gerekmiyor mu? Kişiliğimizde, kimliğimizde Kur'an müfesser olmalı. Davranışlarımızda vahiy müessir olmalı. Mürekkeble, kalemle yazılan tefsirlerden geçilmiyor, bir doyum var. İnsanımız kanıyla, gözyaşıyla, teriyle tefsirini yazacak müfessirlerini arıyor.
Hareketsiz duran, dermansız kalan bireye, topluma, ümmete bir ruh lazım. Atalet, rehavet, gaflet, kasvet, zillet ve esaret girdabında silikleşen insanlara hayat iksiri olacak bir soluk gerekiyor. Balçığımıza bir can katmamız zarureti beliriyor. İşte yeniden hayata dönüşün adresi !
Böylece sana emrimizden bir ruh vahyettik. (Şura-52)Diriliş, direniş ve dinamizm vesilesi olacak bir Ruh Ruhsuzlaşan, iradesizleşen, nesneleşen birey ve toplumların yeniden hayat bulmasının garantisi, kalpleri, vicdanları, irade ve idrakleri ayağa kaldıran, Ruhu Özgürleştiren, özgünleştiren, özneleştiren hayat iksiri... Bu ruh vahyin dışında bir şey değildir
Ruhsuz (Kur'an'sız) bir insanın anlamı, değeri sorulur mu?Vahye teslimiyet iki ruhun buluşması ve barışması demektir. Beden kalıbında bulunan ruhla, Rabbin Kitabında olan ruh İki ruhun tevhidi bileşkesi Muvahhid ve muttaki insan. İşte mahza hayat budur. Ruha ruh katmak, Allah'ın ruhu ile ruhlanmak, boyası ile boyanmak, Ahlâkı ile ahlâklanmak. Beden ve ten çamurundan huzur ve huşu iklimine uzanmak, ruhsal sorunların, düşünsel çoraklığın, sosyal çürümelerin ve siyasal kirlenmelerin temelinde bu Ruhtan (Kur'an'dan) kopuşun yattığını görüyoruz.
Dünya lezzetlerinin, şehvetlerinin çekici, caydırıcı, baştan çıkarıcı etkilerinden sıyrıldıkça vahyin manyetik alanında anlam yüklenmesini gerçekleştirmiş olacağız.Dünya merkezli bir bakış açısından kurtulup, ahiret merkezli bir yaşam tercihinde netleşme oranında hareket gücümüz artmış olacaktır.
Rabbimizin bizden istediği adanmışlığı göze aldığımız zaman, Kur'an'ın refakatinde yürümeyi başarıyoruz demektir. Böylesi bir yürüyüşü gerçekleştiren müminleri Allah Rasulü (sav) bize şu ifadelerle takdim ediyor:Rasulullah (sav) şöyle buyurdu:
"Size en hayırlınızı haber vereyim mi?" Ashab:"Evet, ey Allah'ın Rasulü" dediler. Dedi ki:"Sizin en hayırlınız görüldüğünde Allah'ı hatırlatandır." (Kütübü sitte)İşte vahye tanıklığın, vahye sabitlenmenin, kendini Kitaba kodlamanın dışa vurumu böylece gerçekleşiyor
Kur'an; kendi insanını erdem, onur ve ahlâk hamuru ile yoğuruyor. Bedevilikten, bağnazlıktan kurtulmak isteyenlerin ellerinden tutuyor. Bu Kitap bir disiplin, bir terbiye sistemi sunuyor. Kur'an'a iman, Rahman'ın mektebindeki eğitim sistemine bağlı kalmaktır. En güzel örnek, en güzel insan Hz. Rasulün rahle-i tedrisinden geçmektir.
İlk Kur'an nesli, bu müfredatı hayatlarında gerçekleştiren üstün bir toplumdu. Onlar bilgilenmek için değil, uygulamak için Kitaba muhatabdılar. Onlar Kur'an'ı kendilerinin ve içinde yaşadıkları toplumun yaşamlarının her boyutunu düzenleyen Allah'ın buyruğu olarak karşılıyorlardı. Bir asker disiplini ile günlük direktifler kitabı olarak okuyorlardı. Anında hayata intikali gereken hükümlerdi.
İlk neslin Kur'an'a karşı sorumluluğu amel ve eyleme yönelikti. Sonrakilerde durum değişti. Araştırma, tartışma gibi amaçlar öne çıktı. İş daha da ilerledi Kur'an'ın musikisinden yararlanmak ve kültürünü arttırmak arzuları daha fazla kabul gördü.Rasullullah(sav)ın şu müthiş uyarısı unutuldu:
"Allah şu Kur'an'la amel eden toplulukları yüceltir. Onun izinden gitmeyenleri de alçaltır." (Müslim)Bu bağlamda ümmetin son iki asırdır maruz kaldığı esaret ve zilletin nereden kaynaklandığını görebilecek durumdayız.
Vahiyle ilişkimiz ne düzeyde ve hangi amaca yönelik?Akademik kariyer için Kur'an araştırmaları mı? Kültürel bir birikim mi? Bilimsel bir tetkik mi? Tartışmalarda muhatabı mat etmek için mi? Kur'an üzerinden geçim hesapları mı? Bu Kitap bize nerede lazım?
Sloganlaşan ayetler, mızrakların ucunda taşınan ayetler, mezar taşlarında yankılanan ayetler, muarızları ve muhalifleri paylamak için sıralanan ayetler, az bir pahaya satılan ayetler, çoğu zaman da gizlenen ayetler...
Zihni bulanıklığın, kalbi teşvişin, ruhi tedenninin temelinde vahyi algılama, yorumlama, uygulama ve vahye uyum sorununun olduğunu görüyoruz.
Çözüm mü?
Garazsız, şeksiz, şüphesiz, pazarlıksız, ön yargısız, tereddütsüz; "İşittik ve itaat ettik" diyebilmektir.Bu kararla örtüşmeyen; kabulleri, değerleri, teklifleri reddetmektir. Yani bu Kitabın bizden istediği; sadakattir, samimiyettir, ciddiyettir.
Böylesi bir teslimiyetle Kur'an'a tutunup derinleşenler ve Yürüyen Kur'an vasfını kuşanan Ashab'a benzeşenler veraların verasına yol bulabilirler.Şimdi kendimizi ve hayatımızı Kur'an'a açma zamanıdır.Vakit geç olmadan !...
Ramazan Kayan
1 Kasım 2007 Perşembe
MEHCUR KİTAP
Gönderen Epimedium zaman: 15:02
Subscribe to:
Kayıt Yorumları (Atom)

0 Comments:
Post a Comment